İspanyol pilotlar dünya şampiyonasında zirveyi bırakmıyor
İspanyol pilotlar, motosiklet dünya şampiyonasının sezon finaline yaklaşılırken üç kategoride de ağırlığını hissettiriyor. San Marino Grand Prix’si, İspanya’nın iki tekerlekli yarışlardaki uzun soluklu üstünlüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Moto3 sınıfında Máximo Quiles, 281 puanla genel klasmanın zirvesinde yer alıyor. Onu yine İspanyol pilotlar Almansa, Carpe ve Uriarte takip ediyor. Marco Morelli ile Valentín Perrone de bu grubun hemen arkasında bulunuyor. Arjantin bayrağı altında yarışan iki isim ise İspanya’da doğup büyüdü ve motosiklet eğitimlerini burada aldı.
Moto2 cephesinde de tablo değişmiyor. Start çizgisindeki 28 pilotun 14’ü İspanyol. Kolombiya bayrağıyla yarışan David Alonso hesaba katılmadığında, genel klasmanın ilk üç sırasında Manu González, Izan Guevara ve Iván Ortolá bulunuyor.
Krallar sınıfı MotoGP‘de ise Marc Márquez, Misano’da elde ettiği 37 puanın ardından Jorge Martín’i geride bırakarak liderliği aldı. İlk sıralarda farklı ülke bayrakları görülse de ilk 10’da altı İspanyol pilot bulunuyor. MotoGP kadrosundaki toplam dokuz İspanyol pilottan altısının bu bölgede yer alması, ülkenin yarış havuzundaki derinliğini ortaya koyuyor.
Misano’daki yarışın ilk altı sırasında da İspanyol pilotların ağırlığı vardı. Sakatlığı nedeniyle yarışamayan Maverick Viñales’in yanı sıra Álex Rins ve Joan Mir, mücadeleyi tamamlayamadı.
De izquierda a derecha: Álex Márquez, Marc Márquez y Pedro Acosta: pódium del Gran Premio de San Marino.
San Marino Grand Prix’si, İspanyol pilotların üç motosiklet sınıfındaki gücünü bir kez daha ortaya koydu.
Bu yükselişin temeli yıllar önce atıldı
Ortaya çıkan tablo, bir anda yaşanan bir yetenek patlamasından çok daha fazlasına işaret ediyor. Marc Márquez, San Marino Grand Prix’sinin ardından yaptığı açıklamada bugünkü üstünlüğün küçük sınıflarda yıllardır sürdürülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.
Márquez, Pedro Acosta ve Máximo Quiles gibi yeni nesil pilotların yükselişinin önceki yıllarda yapılan çalışmaların doğal sonucu olduğunu ifade etti. İspanya’nın motosiklet yarışlarındaki dönüşümü ise şampiyona tarihinin ilk dönemlerinde başlamadı.
İspanya, dünya şampiyonasının kuruluşundan sonraki ilk 20 yılda öne çıkan ülkeler arasında yer almadı. Dönüm noktalarından biri, 1969’da Ángel Nieto’nun 12+1 dünya şampiyonluğunun ilkini kazanmasıyla geldi. Ancak bu başarı bile İspanyol hâkimiyetini bir anda başlatmadı.
Garriga, Pons ve “Aspar” gibi isimlerle birlikte İspanya’dan daha fazla yetenek çıkmaya başladı. Buna karşın ülkenin krallar sınıfındaki ilk şampiyonluğu için 1999’a kadar beklenmesi gerekti. O yıl Álex Crivillé, o dönem 500 cc olarak adlandırılan krallar sınıfında İspanya’ya ilk dünya şampiyonluğunu getirdi.
Crivillé dönemi yeni kapılar açtı
Crivillé’nin zaferi, Dorna’nın MotoGP yayın haklarını alması ve özellikle İspanya’da yeni yetenekler yetiştirme ihtiyacına yanıt olarak destek kupalarının oluşturulmasıyla aynı döneme denk geldi. Bu yapı, genç pilotların yarış tecrübesi kazanabileceği daha geniş bir alan oluşturdu.
Sonraki yıllarda Dani Pedrosa, Espargaró kardeşler, Jorge Lorenzo, Barberá, Terol ve Marc Márquez gibi isimler yetişti. İspanya’nın yetenek havuzu genişledikçe bu zincir küçük sınıflara kadar uzandı ve bugünkü tabloyu hazırladı.
Dünya şampiyonasında bayrak çeşitliliği hedefi
Şampiyona yönetimi, bu güçlü İspanyol ağırlığına rağmen farklı ülkelerden daha fazla pilotun zirve yarışına katılmasını hedefliyor. İspanya’da yıllardır uygulanan destek kupaları modeli, başka ülkelerde de hayata geçiriliyor. Asya Yetenek Kupası’nın yanı sıra motosiklet okullarının kurulması ve farklı pistlerin inşa edilmesi bu yaklaşımın parçaları arasında yer alıyor.
Ancak bu dönüşüm, damalı bayrakta tek yarışta görülecek bir değişim değil. Marc Márquez’e göre genel klasmanlarda daha fazla ülke çeşitliliği oluşmaya başladı; fakat bu pilotların zirveye ulaşması zaman alacak.
Márquez, önümüzdeki yıllarda en güçlü pilotların hâlâ İspanya bayrağı taşıdığını ve takımların en iyi performansı göstereceğine inandıkları isimleri kadrolarına kattığını söyledi. Bu nedenle İspanya’nın motosiklet yarışlarındaki üstünlüğü, kısa süreli bir ivmeden çok, yıllar önce kurulmuş sağlam bir yarış sisteminin sonucu olarak öne çıkıyor.






