İtalya’da gol yağmuru: 40 maçta tek bir 0-0 bile çıkmadı
İtalya, yeni sezona futbol tarihine geçecek bir başlangıç yaptı. Serie A ve Serie B’de ilk dört haftada oynanan toplam 80 karşılaşmanın hiçbirinde 0-0’lık sonuç çıkmadı; her maçta en az bir kez fileler havalandı. Serie A’nın son hafta karşılaşmalarında ise toplam 39 gol atıldı ve maç başına 3,9 gol ortalaması yakalandı.
Bu tabloyu İtalyan futbolunun tamamen yeniden doğuşu olarak yorumlamak için henüz erken. İtalya Millî Takımı, üç Dünya Kupası’nı üst üste kaçırmanın ardından hâlâ aradığı çıkışı bulabilmiş değil. Serie A ekipleri de Şampiyonlar Ligi zaferinin doğal favorileri arasında gösterilmiyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, Avrupa’nın en zengin kulüpleriyle yarışabilecek mali güce sahip olmamaları.
Ancak İtalya’da uzun süredir görülmeyen bazı kıpırdanmalar var. Hem oyun temposu hem hücum cesareti hem de genç futbolculara verilen fırsatlar, ülkede yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Los jugadores de la Roma celebran un gol.
İtalya’da yeni sezonun ilk haftalarından gol düellolarını yansıtan görüntü.
Hakemlik anlayışı oyunun ritmini değiştirdi
Bu hareketliliğin arkasında, eski hakem Daniele Orsato’nun göreve getirdiği yeni hakemlik anlayışının da önemli bir payı bulunuyor. Gianluca Rocchi döneminin ardından hakemlik yapılanmasının başına geçen Orsato, İtalya futbolunu Avrupa standartlarına yaklaştırma hedefiyle dikkat çekici adımlar attı.
Aslında uygulananların büyük bölümü yeni bir kuraldan ibaret değil. Dünya Kupası’nda da gördüğümüz Uluslararası Futbol Birliği Kurulu düzenlemeleri Serie A’ya daha kararlı biçimde taşındı. Amaç, zaman geçirmeyi en aza indirmek ve oyunun etkili süresini artırmaktı. Sonuç ise dikkat çekici: Serie A’da maçların etkili oynanma süresi, bu istatistiğin ölçülmeye başlanmasından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
Kalecilerin kale vuruşlarını, oyuncuların taç atışlarını ve değişiklikleri geciktirmesine izin verilmemesi; bariz fauller dışında oyunun devam ettirilmesi bu yaklaşımın temel parçaları oldu. Rakamlar da değişimi gözler önüne seriyor: 2026-27 sezonunda Serie A’da oynanan 40 maçta yalnızca iki penaltı kararı verildi. Bazı karşılaşmalarda VAR hataları nedeniyle penaltıların gözden kaçtığı belirtilse de ceza sahası içindeki her temasın artık otomatik olarak penaltıyla sonuçlanmadığı net biçimde görüldü.
El Como anota un gol ante el Genoa.
Yeni hakemlik anlayışı, İtalya’da oyunun daha hızlı ve kesintisiz oynanmasını sağladı.
İtalyan takımları daha cesur oynuyor
Hücum anlayışındaki değişimin en çarpıcı örneklerinden biri Monza. Ivan Juric yönetimindeki ekip, 12 puanın yalnızca birini almış durumda. Buna karşın Monza, İtalya’da maç başına yaklaşık iki beklenen gol üreten ve bu alanda altıncı sırada bulunan takım konumunda. Takımın puan cetvelinin alt sıralarında yer almasında savunma hattı ile kalecisinin performansı belirleyici oluyor.
Como’da Fàbregas, Roma’da Gasperini, Sassuolo’da Aquilani, Inter’de Chivu, Milan’da Amorim ve Frosinone’de Alvini tarafından şekillendirilen projelerde ise hücum futbolu ve oyunun kontrolünü ele alma arzusu öne çıkıyor.
Inter’in Udinese karşısında 0-2 geriye düştüğü maçı 5-3 kazanırken rakip kaleye 27 şut göndermesi, bu cesaretin güçlü örneklerinden biri oldu. Roma ise Atalanta karşısında 0-1’lik dezavantajı, 39 şut çektiği karşılaşmanın ardından tersine çevirdi.
Üç hafta sonunda teknik direktör Fabio Grasso ile yollarını ayıran ve henüz puan alamayan Fiorentina bile hücumdan vazgeçmiş değil. Dört haftada 7,46 beklenen gol üreten Fiorentina, bu ölçümde İtalya’nın en iyi üçüncü takımı olarak dikkat çekiyor.
Bu hücum zenginliğinin doğal sonucu ise savunmadaki gerileme. Bir dönem tüm takımlarıyla aşılmaz savunmalarıyla anılan İtalyan futbolundan artık aynı görüntü büyük ölçüde uzaklaşmış durumda.
Genç yetenekler sahneye çıkıyor
İtalya’daki değişimin bir diğer ayağını genç futbolcular oluşturuyor. Geçmişte altyapı oyuncularına yeterince şans vermediği gerekçesiyle sert biçimde eleştirilen ülke futbolu, bu sezon uzun süredir görülmeyen seviyelere ulaştı.
Serie A’daki 20 takımın bu sezon attığı 119 golün 49’unda, 23 yaşında veya daha genç futbolcuların imzası bulunuyor.
Alphadjo Cissé, jugador del Milan.
Genç futbolcular, İtalya’da sezonun en dikkat çeken yükselişlerinden birine imza atıyor.
Serie A, 2026-27 sezonunda ilk 11’de en fazla 23 yaş altı oyuncuya yer veren büyük ligler arasında ikinci sırada bulunuyor. Aynı zamanda 33 yaşın üzerindeki futbolcuların en az süre aldığı büyük lig konumunda.
Parma’nın 23,4, Monza’nın 23,5, Frosinone’nin 23,7, Fiorentina’nın 24,2, Como’nun 24,5, Sassuolo’nun 24,7 ve Cagliari’nin 25 yaşlık ortalama kadro yaşı, İtalya’daki bazı kulüplerin genç oyuncu yetiştirme merkezleriyle özdeşleşen ligleri andıran bir yapıya yöneldiğini gösteriyor.
İtalya futboluna dış kaynaklı yatırım akıyor
İtalya’daki dönüşümün mali boyutu da göz ardı edilemez. Bunun en belirgin örneği Como. Endonezya merkezli Hartono ailesinin kulübü Serie C döneminde satın almasının ardından Como’ya yaklaşık 400 milyon avro yatırım yapıldı. Ancak bu harcama plansız bir savurganlıktan çok, dikkatle yürütülen bir yapılanma olarak öne çıkıyor.
Lombardiya ekibi; Baturina için 18 milyon, Milla için 6 milyon, Diao için 12 milyon, Perrone için 13 milyon, Jacobo için 2,5 milyon ve Álex Valle için 6 milyon avro harcadı. Aynı dönemde Manchester City’nin yalnızca son yaz transfer döneminde yaklaşık 400 milyon avro harcadığı belirtildi.
Cesc Fàbregas, durante el debut del Como en Champions.
Como, planlı yatırımla İtalya futbolundaki dönüşümün simge kulüplerinden biri hâline geldi.
Son transfer dönemi, Premier Lig’in 4 milyar 80 milyon avroluk harcamayla dünyanın açık ara en fazla yatırım yapan ligi olduğunu bir kez daha gösterdi. Ancak Serie A da 1 milyar 160 milyon avroluk harcamayla ikinci sırada yer aldı. Almanya ligi 782 milyon, İspanya ligi 755 milyon ve Fransa ligi 605 milyon avroda kaldı.
İtalya futbolundaki bu mali hareketliliğin arkasında çok sayıda yabancı yatırımcının bulunması önemli bir etken:
- Inter – Oaktree, Amerika Birleşik Devletleri
- Milan – RedBird, Amerika Birleşik Devletleri
- Roma – Friedkin Group, Amerika Birleşik Devletleri
- Fiorentina – Commisso ailesi, Amerika Birleşik Devletleri
- Como 1907 – Djarum Group, Endonezya
- Frosinone – Clara Vista, yüzde 80 hisseyle Amerika Birleşik Devletleri
- Atalanta – Percassi-Stephen Pagliuca, İtalya ve Amerika Birleşik Devletleri; yüzde 86 hisse
- Bologna – Joey Saputo, Kanada
- Genoa – Dan Sucu, Romanya
- Monza – Beckett Layne Ventures, Amerika Birleşik Devletleri
- Parma – Krause Group, Amerika Birleşik Devletleri
- Venezia – VFC Newco 2020 LLC, Kuzey Amerika
- Serie B’de ise Empoli, Cesena, Hellas Verona, Pisa ve Palermo gibi kulüplerde yabancı sahiplik bulunuyor.
Yine de bu tabloyu değerlendirirken temkinli olmak gerekiyor. Inter ve Milan gibi kulüpler, kulübün sürdürülebilirliğini korumak ve maaş bütçesini sürekli azaltmak amacıyla düşük harcama politikaları uyguluyor.
Buna rağmen İtalya’nın potansiyeli ortada. Uzun süre uykuda kalan futbol devi, şimdi oyun anlayışı, genç yetenekleri ve dış kaynaklı yatırımlarıyla yeniden ayağa kalkmanın yollarını arıyor. Como Başkanı Suwarso’nun sözleri de bu tabloyu özetliyor: “Premier Lig’de olup da İtalya’da olmayan ne var? Para. Fakat bizim tarihimiz, sanatımız, mutfağımız ve tutkumuz var.”








