Sabadell oyuncusu Áxel Corres: Kanser beni yenemeyecekti
Sabadell oyuncusu Áxel Corres, hayatının en zorlu mücadelesini havuzun dışında verdi; ancak kanserin kariyerinin sonunu belirlemesine izin vermedi. Akciğer damarındaki pıhtılaşmanın ardından testis kanseri teşhisi konulan ve böbreği alınan 1999 doğumlu sporcu, tedavisinden 15 ay sonra yeniden su topu oynamaya başladı.
Barcelona doğumlu Corres, hastalığı nedeniyle kariyerine geçici olarak ara vermek zorunda kaldı. Buna rağmen hiçbir zaman mücadeleyi bırakmayı düşünmediğini belirten oyuncu, yaşadığı süreci ve yeniden sahaya dönüşünü anlattı.
Hiçbir zaman havlu atmayı düşünmedim. Her şey yolunda gitti ve neyse ki hastalık olumlu yönde ilerledi.
Corres, “Her şey yolunda gitti ve neyse ki hastalık olumlu yönde ilerledi. Tedavi beklediğimizden iyi sonuçlandı. Bu da elbette yardımcı oldu. İşler kötü gitseydi muhtemelen farklı bir hikâye anlatıyor olurdum. Ama benim hikâyem böyle gelişti” ifadelerini kullandı.
Hayatını değiştiren teşhis
Corres, kariyerinin en iyi dönemlerinden birini geçirirken bir anda hastalıkla karşı karşıya kaldı. Aradığı istikrarı yakalayan, sportif açıdan ilerleyen ve geleceğe umutla bakan oyuncu, kısa süre içinde hayatının tamamen değiştiğini gördü.
İlk işaretler havuzda ortaya çıktı. Normalden daha fazla nefes nefese kaldığını fark eden Corres, bu durum birkaç gün geçmeyince doktora başvurdu. Başlangıçta geçici bir rahatsızlık gibi görünen tablo, hastaneye yatışla sonuçlandı.
Áxel Corres
Áxel Corres, zorlu tedavi sürecinin ardından su topuna geri dönüş hazırlığında.
Oyuncu, “Akciğer damarındaki pıhtılaşma nedeniyle hastaneye yatırıldım. İki haftalık belirsizliğin ardından yapılan tarama, her şeyin nedenini ortaya çıkardı: Testis kanseri” dedi.
Kanser kelimesi herkesi sarsar ve kabullenmesi her zaman zordur. İlk tepki korku oluyor.
O güne kadar hasta olabileceğini düşündürecek herhangi bir belirti yaşamadığını söyleyen Corres, teşhisin kendisi için büyük bir gerçeklik sarsıntısı olduğunu ifade etti. “Kanser kelimesi herkesi sarsar ve kabullenmesi zordur. İlk tepki korku oluyor” diye konuştu.
Tedavi sürecinde normale tutunmak
Hastane ziyaretleri, ameliyat ve kemoterapi seansları, Corres’e yaşadığı durumun ciddiyetini her geçen gün daha fazla hissettirdi. Tedavi takvimi hayatının merkezine yerleşirken, seanslar arasındaki boşlukları nasıl değerlendireceğini de öğrenmek zorunda kaldı.
Bu dönemlerde fiziksel egzersiz yapmaya, yürüyüşe çıkmaya, partneriyle, ailesiyle ve arkadaşlarıyla vakit geçirmeye çalıştığını anlatan oyuncu, her anın kolay geçmediğini de saklamadı.
Özellikle geceleri hastane sessizliğe büründüğünde yaşadığı duygularla baş başa kalan Corres, o dönemin en zor taraflarından birinin de bu iç hesaplaşma olduğunu belirtti.
İlk ay boyunca belki de her gece ağladım. Ağladığınızda kendinizle de bağ kuruyorsunuz, kendinizle konuşuyorsunuz. Bazen bu çok önemli.
Corres, “İlk ay boyunca belki de her gece ağladım. Ağladığınızda kendinizle bağ kuruyor, kendinizle konuşuyorsunuz. Bazen bu çok önemli” sözleriyle tedavi sürecinin görünmeyen yönünü anlattı.
Umudun ilk güçlü işareti
Tedavinin işe yaradığını gösteren ilk önemli gelişme, Corres hâlâ kemoterapi görürken geldi. Tümör göstergelerindeki düşüş, haftalar boyunca korktuğu senaryodan farklı bir geleceğin mümkün olduğunu gösterdi.
Ardından ameliyat geldi. Doktor Lluís Peri, böbreğin ve geride kalan tümör kitlesinin alınması için en az müdahaleyle gerçekleştirilen bir cerrahi yöntem uyguladı. Corres, bu operasyonun ardından toparlanma sürecinin beklediğinden kısa sürdüğünü belirtti.
Oyuncu, “O noktada artık ‘Şimdi gerçekten mücadele edeceğiz’ dedim” ifadelerini kullandı. Ancak önünde hâlâ önemli bir hedef vardı: Yeniden mayosunu giymek, havuza girmek ve maçta mücadele etmek.
Senaryoya yakışan dönüş
Corres’in dönüş fırsatı, Katalonya Kupası çeyrek final rövanşında geldi. Bu karşılaşmanın onun için özel bir anlamı vardı; çünkü rakip, kariyerine başladığı ve hâlâ “hayatının kulübü” olarak gördüğü Mediterrani’ydi.
Üstelik rakip takımın kulübesinde babası yardımcı antrenör olarak görev yapıyordu. Bu nedenle dönüş maçı, sıradan bir karşılaşmanın çok ötesinde duygusal bir anlam taşıdı.
Corres, “Bu bir duygu karışımıydı. Karşılaşmayı normal bir maç gibi görmedim. Fiziksel olarak da yeteneklerim açısından da henüz yüzde 100 seviyesinde değilim; önümde hâlâ yapmam gereken çok iş var. Ancak atmak ve tamamlamak istediğim adım buydu” dedi.
Oyuncu, iyileşme sürecinde beklemeyi, kötü günleri kabullenmeyi ve vücudunu dinlemeyi öğrendi. Yeniden oynamaya başladıktan sonra bile hedeflerini küçültmedi.
Bu konuda bir sorunum var; hiçbir zaman yetinmiyorum. Burada kalmak istemiyorum, daha ileri gitmek istiyorum. Her zaman biraz daha ötesine ulaşmayı hedefliyorum. Asıl amacım, sahip olduğum seviyeyi yeniden yakalamak.
Corres, “Burada kalmak istemiyorum, daha ileri gitmek istiyorum. Her zaman biraz daha ötesine ulaşmayı hedefliyorum. Asıl amacım, sahip olduğum seviyeyi yeniden yakalamak” sözleriyle dönüş hedefini ortaya koydu.
Hastalığın öğrettikleri
Yaşadığı hastalığın kendisini tamamen değiştirmediğini söyleyen Corres, mizah anlayışının ve insanlarla ilişkilerinin aynı kaldığını belirtti. Buna karşın bazı durumlara bakış açısının değiştiğini, olayları daha fazla göreceleştirmeyi ve gerektiğinde durup kendisini dinlemeyi öğrendiğini ifade etti.
“Hastalık sayesinde, yapabileceğimi bilmediğim şeyleri yapabildiğimi gördüm. Kötü taraflarını bir kenara bırakırsak, bu sürecin olumlu bir deneyim olduğunu düşünüyorum” diyen oyuncu, kendisiyle ilgili yeni bir güç keşfettiğini vurguladı.
En zor aylarda korku, yorgunluk ve belirsizlikle yaşayan Corres, çevresindeki insanlara karşı güçlü görünme ihtiyacı da hissetti. Bazen içten içe yıkılmış olsa bile gülümseyebilmesini sağlayan en önemli unsurun zihinsel dayanıklılığı olduğunu dile getirdi.
“Bu kadar dayanıklı olduğumu, bazı anlarda ileriye doğru adım atabildiğimi ve içten içe yıkılmışken bile gülümseyebildiğimi bilmiyordum. Bu süreçte zihnim bana çok yardımcı oldu” ifadelerini kullandı.
Corres, benzer bir süreçten geçen insanlara kendi deneyimini bir reçete olarak sunmuyor. Her hastalığın ve her insanın farklı olduğunu vurgulayan oyuncu, sözlerini şu cümlelerle tamamladı: “Bu benim hikâyem. Herkes kendi hikâyesini kendi istediği gibi yaşar.”





