Histotripsi: Atların Sarkoid Tedavisinde Yeni Dönem
Histotripsi: Atların Sarkoid Tedavisinde Yeni Dönem
Histotripsi, atlarda en sık görülen ve tedavisi en zor deri tümörlerinden sarkoidlere karşı Virginia-Maryland Veterinerlik Fakültesi’nde klinik denemeye alındı.
İnsanlarda kanserli tümörlerin yok edilmesinde etkili olduğu görülen yöntem, hedeflenen bölgeye odaklanmış ultrason dalgaları gönderiyor. Bu dalgalar, tümör dokusundaki gazlardan mikroskobik “kabarcık bulutları” oluşturuyor. Kabarcıkların mikrosaniyeler içinde meydana gelip çökmesiyle ortaya çıkan kuvvet, kanser hücrelerinin parçalanmasını sağlıyor.
Virginia Tech’te görev yapan biyomedikal mühendisi Eli Vlaisavljevich’in laboratuvarı, yöntemi insan karaciğeri, böbreği ve pankreasındaki tümörlere yönelik olarak geliştirirken, veterinerlik fakültesindeki meslektaşı Joanne Tuohy de histotripsiyi köpeklerdeki kanser vakalarında kullanıyordu. Büyük hayvan cerrahisi alanında görev yapan yardımcı doçent Sophie Bogers ise yöntemin atlarda denenmesinin doğal bir sonraki adım olduğunu belirtti.
“Sarkoidler için herkese uyan tek bir çözüm yok” diyen Bogers, birçok vakanın kemoterapi veya müdahaleci cerrahi gerektirdiğini vurguladı. Deneyimli veteriner hekim, atlar için daha iyi bir seçeneğe ulaşmak istediğini ifade etti.
Atlara özel taşınabilir cihaz geliştiriliyor
Mühendisler ve veteriner hekimler, atların histotripsiyle tedavi edilebilmesini sağlayacak, giyilebilir bir cihaz üzerinde birlikte çalışıyor.
Yöntemin ilk canlı uygulaması, karnında tümör bulunan dokuz yaşındaki Hannover kısrağı Pea üzerinde gerçekleştirildi. Virginia-Maryland Veterinerlik Fakültesi’ndeki klinik çalışmanın bu ilk aşamasında araştırmacılar, ses dalgası teknolojisinin atlarda en yaygın ve tedavisi en güç deri tümörü olan sarkoidlere karşı etkili olup olamayacağını araştırıyor.
Araştırmacılar, histotripsinin sarkoidlerin yeniden oluşmasını güvenilir biçimde önleyip önleyemeyeceğini henüz bilmiyor. Bununla birlikte Pea’nın, sakinleştirici altında, ayakta ve bilinci açık biçimde tedaviyi görünür bir olumsuz etki yaşamadan tolere ettiği görüldü.
Pea’nın sahibi Kelly Kuykendall, kısrağın veterineri sarkoidi fark ettikten sonra cerrahi müdahalenin maliyetini araştırdı. Süreç kısa süre içinde klinik çalışmaya yöneldi. Kuykendall, veterinerinin kendisini birkaç saat içinde arayarak çalışmaya katılması hâlinde tümörün ücretsiz biçimde alınabileceğini söylediğini aktardı.
“Bilimin ilerlemesine katkı sunmak ve yeni teknolojilerin ön saflarında yer almak gerçekten çok güzel” diyen Kuykendall, Pea’yı Kuzey Carolina’dan Virginia’ya götürdü. Kısrak geceyi burada geçirdi ve ekip ertesi sabah sarkoidi çıkardı. Pea, öğle saatlerinde evine dönüş yoluna çıktı.
Pea adlı dokuz yaşındaki Hannover kısrağı, atlarda sarkoid tedavisi için yürütülen histotripsi çalışmasının ilk canlı deneği oldu.
“Her şey son derece kolay ilerledi” diyen Kuykendall, Pea’nın bilinci açık şekilde tedavi edilen ilk at olacağını önceden bilmediğini söyledi. Tümörün yok edildiği doğrulandı; ancak ekip bunun yalnızca erken ve umut verici bir işaret olduğunu, yöntemin kesin biçimde işe yaradığını kanıtlamadığını belirtiyor.
Çalışma ekibi, araştırmanın bu aşamasına katılacak daha fazla at arıyor. Dr. Bogers, sarkoidlerin atlarda en yaygın deri tümörü olduğunu ve ortadan kaldırılmalarının çoğu zaman son derece güç hâle gelebildiğini ifade etti.
Büyük sarkoidlerde bakım yükünün kimi zaman ağırlaştığını belirten Bogers, bazı sahiplerin bu nedenle ötanaziyi tercih ettiğini söyledi. Fibroblastik sarkoidleri, atların derisinde oluşan etli kitleler olarak tanımlayan uzman, ağır vakalarda bu oluşumların büyüyebildiğini, ülserleşebildiğini, kanayabildiğini ve sinekleri çekebildiğini aktardı.
Veteriner hekimler ultrasonu atlarda zaten sıkça kullandıkları ve aşina oldukları bir araç olarak değerlendiriyor. Bogers’ın hedefi ise sarkoid fark edildiği gün kullanılabilecek, veteriner hekimler tarafından kolayca taşınabilecek kadar küçük bir cihaz geliştirmek.
“Daha fazla atın sarkoidleri erken aşamada tedavi edilirse, bu oluşumların yönetimi daha az sorun hâline gelir ve büyük lezyonların yol açtığı sağlık yükü de azalır” dedi.




