An Chang-Rim, Japonya’nın U73 kilo hâkimiyetine son verdi
An Chang-Rim, 22 Eylül 2018’de Bakü’de tarihî bir zafere imza attı. Güney Kore adına mücadele eden judocu, U73 kilo finalinde son şampiyon Soichi Hashimoto’yu yenerek Japonya’nın dokuz yıla yayılan üstünlüğünü bitirdi. Japonya’da doğup büyüyen An, böylece 2009’da Wang Ki-Chun’dan bu yana sıkletin Japon olmayan ilk dünya şampiyonu oldu.
Bu başarıyı özel kılan yalnızca finaldeki rakibin kimliği değildi. An, judo eğitimini Japonya’daki üniversite sistemi içinde almış, ancak kariyerini Güney Kore adına sürdürmeyi seçmişti. Bu tercih, kişisel bir spor kararını uluslararası judonun en dikkat çekici rekabetlerinden birine dönüştürdü.
Japonya’nın altı şampiyonlukluk serisi
U73 kiloda Japonya, An’ın zaferinden önce art arda altı dünya şampiyonluğu kazanmıştı. Bu olağanüstü seri dört judocu arasında paylaşılmıştı. Hiroyuki Akimoto 2010’da Tokyo’da başlayan dönemin ilk şampiyonu olurken Riki Nakaya 2011 ve 2014’te, Shohei Ono ise 2013 ve 2015’te zirveye çıktı. Hashimoto da 2017’de Budapeşte’de şampiyon olarak seriyi sürdürdü.
Ono’nun 2016 Rio Olimpiyatları’nda olimpiyat şampiyonluğuna ulaşmasıyla Japonya, sıklette dünya ve olimpiyat düzeyinde iki olağanüstü isme sahipti. An ise Japonya’da geçirdiği yıllar sayesinde bu iki judocunun teknik özelliklerini yakından biliyordu.
U73 kiloda değişen güç dengeleri
Bu rekabetin kökleri daha da geriye uzanıyordu. Modern U73 kilo kategorisinin 1999’da oluşturulmasından sonra dünya şampiyonluğu farklı ülkeler arasında el değiştirmişti. Amerikalı Jimmy Pedro 1999’da Birmingham’da, Rus Vitaly Makarov ise 2001’de şampiyon oldu. Güney Koreli Lee Won-Hee, 2003’te Osaka’da dünya şampiyonluğuna ulaştı ve ertesi yıl Atina’da olimpiyat altın madalyası kazandı. Macar Ákos Braun, 2005’te Kahire’de zirveye çıktı.
Wang Ki-Chun’un 2007 ve 2009’daki art arda şampiyonlukları Güney Kore’nin güçlü dönemini başlatırken, ardından Japonya sıklette tam anlamıyla kontrolü ele geçirdi. An’ın Bakü’deki zaferi, bu uzun Japonya dönemine vurulan en önemli darbeydi.
Japonya’da yetişip Güney Kore adına yarıştı
Kyoto’da Koreli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen An, Japonya’da büyüdü. Tsukuba Üniversitesinde eğitim gördüğü dönemde 2013’te Japonya üniversiteler şampiyonluğunu kazandı. Ancak Japonya millî takımında yer almak yerine Güney Kore adına mücadele etmeyi tercih etti.
2014’te gençler dünya şampiyonu olan An, 2015 ve 2017’de büyükler dünya şampiyonalarında bronz madalya aldı. Buna karşın 2016 Rio Olimpiyatları’nda istediği sonucu elde edemedi; ikinci turda Belçikalı Dirk Van Tichelt’e elendi. 2018’e gelindiğinde Japonya’nın seçkin judocularına karşı yıllara dayanan bir deneyim biriktirmişti. Dünya Şampiyonası öncesinde Asya Oyunları’nda Ono karşısında sergilediği etkileyici performans da özgüvenini artırmıştı.
Bakü’de finale uzanan zorlu yol
An, Bakü’de finale ulaşana kadar Çek Jakub Ječmínek, Cezayirli Fethi Nourine ve Ukraynalı Artem Khomula’yı geçti. Çeyrek finalde Moğolistan’dan Tsogtbaatar Tsend-Ochir’i mağlup etti. Yarı finalde ise Gürcistan’ın olimpiyat şampiyonu Lasha Shavdatuashvili’yi sürpriz biçimde eleyen İranlı Mohammad Mohammadi ile karşılaştı.
An, bu mücadelede bir waza-ari aldı ve karşılaşmayı juji-gatame ile tamamladı. Böylece daha önce iki kez bronz madalya kazandığı büyükler dünya şampiyonalarında ilk kez finale çıktı.
Hashimoto’nun yarı finali ise daha da yıpratıcıydı. Azerbaycanlı Hidayat Heydarov karşısında, kendisini coşkuyla destekleyen ev sahibi seyircisinin önünde yaklaşık beş buçuk dakika mücadele etti. Japon judocu, belirleyici fırsatı sode-tsuri-komi-goshi tekniğiyle buldu. Artık önünde yalnızca bir galibiyet vardı: Hem unvanını koruyacak hem de Japonya’nın serisini yedi şampiyonluğa çıkaracaktı.
Finalde belirleyici hamle An’dan geldi
Final, iki sporcunun birbirinin teknik gücünü yakından tanıması nedeniyle yüksek tempodan çok taktik mücadeleye sahne oldu. Yaklaşık iki dakikanın ardından An, uchi-mata hamlesini başlattı ve hemen ko-soto ile devam etti. Hashimoto’nun üst gövdesindeki kontrolünü koruyan Güney Koreli judocu, bu seriyle belirleyici puanı aldı.
Bu sonuç, An’ın yıllara yayılan istikrarını dünya şampiyonluğuyla taçlandırdığı an oldu. Japonya’da judo eğitimini alan sporcu, finalde tam da yetiştiği ülkenin son şampiyonunu yenerek zirveye çıktı.
Bronz madalyalar da geleceğe işaret etti
Bronz madalya mücadeleleri de sıkletin geleceğine dair önemli ipuçları verdi. Yarı finaldeki yenilgisinin ardından toparlanan Heydarov, Tsend-Ochir’i sumi-gaeshi ile mağlup etti ve Azerbaycan’a şampiyonalardaki ilk madalyasını kazandırdı.
Mohammadi ise sürprizlerle dolu turnuvasını Moğolistan’dan Odbayar Ganbaatar karşısında kazandığı bronz madalyayla tamamladı. Uzun süren altın skor mücadelesinin ardından gelen bu sonuç, İranlı judocunun turnuvadaki dikkat çekici performansını taçlandırdı. Tsend-Ochir 2022’de dünya şampiyonu olurken Heydarov 2024’te hem dünya hem olimpiyat şampiyonluğuna ulaştı.
An’ın zaferi Japon etkisini bitirmedi
An’ın başarısı Japonya’nın üstünlüğünü kesintiye uğrattı, ancak ülkenin U73 kilodaki etkisini sona erdirmedi. Ono, 2019’da Tokyo’da bir dünya şampiyonluğu daha kazandı. Sonraki yıllarda ise sıklet giderek daha uluslararası bir görünüm kazandı. Gürcistan’dan Lasha Shavdatuashvili 2021’de, Tsend-Ochir 2022’de, İsviçre’den Nils Stump 2023’te, Heydarov 2024’te ve Fransa’dan Joan-Benjamin Gaba 2025’te şampiyon oldu.
Bakü’deki zafer, Güney Kore adına Lee Won-Hee ve Wang Ki-Chun tarafından oluşturulan geleneği yeniden canlandırdı. An, daha sonra 2021 Tokyo Olimpiyatları’nda bronz madalya da kazandı. Ancak 22 Eylül 2018’deki dünya şampiyonluğu, kariyerinin en belirleyici başarısı olarak öne çıktı: U73 kiloyu domine eden Japonya, kendi sisteminde yetişen bir judocu tarafından mağlup edilmişti.





